Perşembe, Kasım 21

MEDENİYET İNŞAASINDA EĞİTİMİN ROLÜ

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

 

                   MEDENİYET  İNŞAASINDA  EĞİTİMİN  ROLÜ

        ALTIN ÇAĞ: ”NİZAMİYE MEDRESELERİ”

(“Öyle bir ordu kurdum ki, Onların okları arşa yükselecek.” Nizamül-Mülk)

Meşhur Selçuklu Veziri Nizamül-Mülk ile  Melikşah’ın arasını açmak isteyenler;’’ Nizamül- Mülk’ün medreselere ve bilginlere her yıl  600.000 dinar harcadığını, Halbuki bu masrafla yeni bir ordu kurulabileceğini’’ söylerler. Bunun üzerine Melikşah, Nizamül-Mülk’ten izahat ister.  Bilge Devlet Adamının cevabı Melikşah’ın gözlerini yaşartır:‘’ Ey Alemlerin Sultanı, Ordunuza bu paranın birkaç mislini harcıyorsunuz ama askerlerinizin attıkları oklar ancak 30 arşın öteye gidebiliyor. Halbuki ben size öyle bir ordu kurdum ki onların okları arşa yükselecek…!’’

Melikşah bu cevap üzerine ikna olur, ve Nizamı Mülk’ün kurduğu ilim ve irfan ordusunun kendi ordusundan daha güçlü ve daha faziletli olduğunu kabul eder.

Asıl adı Hasan Bin Ali Bin İshak El-Tusi olan Nizamül- Mülk   Selçuklu devlet teşkilatında yaptığı askeri, İdari ve  Mali icraatlarla Türk Devlet  Geleneğini sağlam temeller üzerine oturtmuş ve belli bir sistematiğe bağlamıştır. Tüm bunların yanında eğitim sahasında kurduğu medreselerle yeni bir çağ açmıştır. Eğitim tarihinde, eğitimin gücünü sistematik bir şekilde kullanan ve hâkimiyetinde ki tüm şehirleri eğitim kurumlarıyla donatan ilk devlet  Büyük Selçuklu Devletidir, ilk devlet adamı  da onun meşhur veziri Nizâmül-mülk olmuştur.

Aslında medreseler Selçuklulardan önce kurulmuştu.Ancak bunlar küçük,yerel ve basit birer eğitim kurumu niteliğinden öteye geçememişlerdi. Nizamül- Mülk ise kurduğu kompleks niteliğindeki Nizamiye Medreseleriyle yüksek öğretimi devletin teftiş ve himayesine alarak,  belli bir standarta kavuşturmuştur. Bu müesseseleri kısa zamanda  kurumsallaştırmış,  Maveraünnehir’den Ege Kıyılarına kadar İmparatorluğun tüm şehirlerinde yaygınlaştırmış ve çağının en ileri ve gelişmiş eğitim kurumları haline getirmiştir.

O günün dünyası için hayalleri ve zamanı aşan bu eğitim kurumları , Selçuklu bilim,fikir,sanat ve  devlet hayatına olağanüstü bir dinamizm getirmiş, gördüğü yoğun ilgi ve destek sonucu yaygınlaştırılarak bir ‘’ Yüksek Öğretim Kimliği’’ kazanmıştır.

   Sadece Devlet Elitlerinin ve dar bir nüfuzlu zümrenin ulaşabildiği eğitim alma  imkanını tüm toplum kesimlerine yayarak “ eğitimde fırsat eşitliği” sağlayan Nizamiye Medreselerinin getirdiği  yenilikler:

*Mimari açıdan Kompleks olmaları nedeniyle    günümüzdeki  üniversite  kampüslerinin ilk örneğini teşkil etmiştir.

* Modern eğitim sisteminde uygulanan burs, kredi ve yatılılık, ders geçme ve kredili sistem uygulamaları ilk kez bu eğitim müesseselerinde kurumsallaşmış ve yaygınlaştırılmıştır.

*Kadrolu öğretim üyesi yetiştirme ve ünvanların kullanılarak hiyerarşik bir akademik sistem oluşturması da yine bu okullarla başlamıştır.

*Ş. Tekindağ’a göre günümüz  üniversitelerinde uygulanan ‘’ Doktora Sınav Usulü’’Nizamiye Medreselerinde ki mezunlara verilen ‘’ İcazetname’’ den alınıp geliştirilmiştir.

Getirdiği Devrim niteliğindeki bu yeniliklerle  Nizamiye Medreseleri, Selçuklu Medeniyetini inşa ettiği gibi Osmanlı Medeniyetinin de tohumlarını atmıştır.

Kendilerini Selçukluların mirasçısı olarak kabul eden Osmanlılarda kuruluşundan itibaren, Diğer Selçuklu Müesseseleri gibi Nizamiye Medreselerinden de büyük ölçüde etkilenmiş hem örgütlenme biçimi hem de müfredat ve yöntemleri itibarıyla bu eğitim geleneğini geliştirerek devam ettirmişlerdir.

Osmanlı İmparatorluğunda ise; özellikle Fatih Medreseleri, Süleymaniye Medreseleri ve Enderun Mektebi  Osmanlı Medeniyetinin inşaacısı  ve taşıyıcısı olmuştur.Bu modern ve aynı zamanda model eğitim kurumları sayesinde, tarihin en muhteşem medeniyetlerinden birini kurmuşlardır.                                      

          FIRSATLAR YÜZYILI: “KÜRESEL AÇILIM DÖNEMİ”

( “Hayatın alevi başkalarından ödünç alınmaz, O kendi ruhunun mabedinde yakılmalıdır. ” Muhammed İKBAL)

Bugün itibarıyla yalnızca kendi ülke çocuklarını eğitmeyi hedefleyen, dışa kapalı bir pozisyondan kendisine yayılma alanı tesis eden, kendi çocuklarının yanında dinsel,etnik ve ırksal hiçbir tanımlama yapmadan ilk aşamada Doğu Türkistan’dan Kazablanka’ya daha sonra tüm dünya  uluslarının çocuklarını kendisine hedef kitle olarak belirleyip,  ortak idealler yaratan proaktif  bir eğitim politikasının tedavüle girme zamanı gelmiştir.Özellikle son 200 yılda yaşanan travmalar sonucu Edirne ile Kars arasına sıkışmış zihinlerin pasları elbette çok kolay silinmeyecektir. Ancak onlara muhteşem geçmişlerini hatırlatma zamanı da gelmiştir. Selçuklu ve Osmanlı medeniyetini inşaa eden ve küresel düzeye taşıyan, o kadim eğitim geleneği ve anlayışı ancak bu proaktif eğitim politikasıyla  ihya edilebilecektir.

Bahsettiğimiz şey, zamanı aşma arzusuyla yanıp tutuşan muhteşem bir vizyondur. Tıpkı Nizamül Mülk’ün yaptığı gibi, yüzyılların düzenini kurmaya talip zihinsel bir devrimdir. Tüm dünya çocuklarına hitap eden, müntesiplerine refah vaad eden, ortak dil, ortak fikir ve ortak çıkarları bünyesinde barındıran devasa bir şemsiyenin kurucusu ve lideri olma fırsatı 21. Yüzyıl itibarıyla önümüze çıkmıştır.

Heyecan ve özlemlerimizin kurumsallaştırma iradesi olarak tanımlayabileceğimiz bu “Uluslar Şemsiyesi” için, “Küresel Eğitim Manifestosu” hazırlanmalı ve girişi mutlaka Muhammet İkbal’in şu özdeyişiyle başlamalı;

   ‘’Hayatın alevi başkalarından ödünç alınmaz, O kendi ruhunun mabedinde yakılmalıdır.’

Çokbilmiş

 

Paylaşım için teşekkürler :)

Yazar Hakkında

Üretmek; Zannediyorum bazı insanların hamurunda olan bir şey. Hani şu hep bir işle meşgul olan tipler var ya, hah ! tam da onlardan bahsediyorum. Kendimi bildim bileli, çamurdan oyuncak yapmayla başlayan hikayem de hep bir şeyler üretmek istemişimdir. Yahut içimden gelen bu duygusal baskılara karşı koyamamışımdır. İlham perilerim uçuşmaya başladı mı yüreğimde, çamur olsun ve yahut kalem ... hemen bir şeyler karalamaya çizmeye başlamışımdır. Okumayı, yazmayı, çizmeyi, bir şeyleri değiştirmeyi, dönüştürmeyi seviyorum. Ürettiklerim ile büyüyen serpilen ruhum bazen de tedavi edilen ruhum. İlham perilerim ise; beni etkileyen bir yağmur damlası ya da mühim bir mesele... adı her neyse bu blog yolculuğuna çıkmama sebeptir. Okumadan olmaz, okuyup da hayalini kurmamak, hayalleri bir bedene büründürmeden hiç olmaz. Benim hayallerimin bedenleri çizimlerim, karikatürlerim, satır aralarında gizlediğim naktalarım, virgüllerim ... Efendim;İnsanoğlu müthiş yeteneklerle, becerilerle donatılmıştır. İş kendini bulmakta ve yahut önce aramakta. Ben bloğuma başlarken kültür-sanat, sağlık güzellik, yazı, çizim diye başlasam da, bilin ki bu kendimi arayışımdandır. İlerleyen zamanlarda da kendimi bulacağımı ümit ediyorum. Bu nedenle Çokbilmiş Tıflıgül adıyla yazacağım Not: Tıflıgül : Gül tomurcuğu.

Bir Yorum Bırakın